Karakterinize Merhametsiz Davranın

Pauline Bloom

Reddedilmiş bir taslak üzerinde, herhangi bir yazarın hayatında aldığı en hoşgörülü eleştirilerden birisi “haddinden fazla ince” ibaresidir. Bir hikaye üzerinde çalışıp çabaladıktan sonra, inanılabilir olduğunu düşündüğünüz bir durum, çarpıcı karakterler ve gerilim dolu kurgu ve aksiyon yarattıktan sonra, hikayenize soğuk soğuk bakıp “inceliğinin” neresinde olduğunu keşfetmek oldukça zordur.

Editörlerin “İnceyle” kastettiği, kurgulama yapısındaki çatışma yokluğudur. Hemen hemen her yazar, çatışma problemine maruz kalır. Öyle bir problem ki, konunun ortaya koyduğu akli problemlerden daha ağır basar. Bu problem çözülene dek yazarın hikayesinin satılmaması muhtemeldir. Çünkü, başarılı ticari kurmaca yazma sanatının en önemli tek ögesi çatışmadır.

Çatışma işinin niçin böyle tökezletici bir engeli ortaya çıkardığını anlamaya yönelik kısmi bir cevap, çatışmayla mücadele eden öğrencilerimden bazılarını izlerken aklıma geldi. Uzun uzun notlar alıyorlardı; hikaye yapısının çeşitli yönleri konusunda zekice konuşuyorlardı ve eski hikayelerinin neden başarısız olduğunu şimdi daha iyi anladıklarını söylüyorlardı. Arkasından, oturup yine aynı kusurları olan hikayeler yazıyorlardı.

Niçin? İyi bir hikaye çatışmasının ne içermesi gerektiği konusunda açık mantıki bir tabloya sahip olmakla birlikte, aynı çatışmanın gerçekten adım adım geliştirilmesine dönük duygusal bir direnişleri vardı da onun için. Çatışmayı inşa etmek doğal olmayan bir süreçtir. Bizim günlük hayatımız, ortaya çıkan problemlere en basit ve en hızlı çözümü aramaktan ibarettir. Her zaman başarılı olamayabiliriz, fakat amacımız budur. Dolayısıyla, hayali problemlerle yüz yüze kalınca. Tanrı’nın bize karşı merhametli olmasını arzuladığımız kadar, yarattığımız karakterlere karşı merhametli oluruz. Yaratıklarımıza derin ve köklü şefkatimiz yüzünden, onlar için problemleri pürüzsüzce halledivermek için koştururuz. Herhangi bir zorluk baş gösterdiği anda, bu zorlukları yoldan uzaklaştırarak ortadan kaldırmak amacıyla, yaratıcı olarak bütün gücümüzü kullanırız. Bu noktada, hikaye çatışması boylamasına yüz üstü düşer. İyi ve güçlü hikaye çatışması inşasına yönelik sizin tarafınızdan bu doğal direnişi aşmanın bir yolu, yazmaya başlamazdan önce ve karakterlerinizle kendinizi özdeşleştirme şansına sahip olmazdan önce, bu direnişi anlamak ve bilinçli olarak çatışmayı işlemektir.

Profesyonel ve amatör yazarlar arasındaki en önemli farklardan biri burada yatmaktadır. Amatör, ilhamın gelip yapması gereken işi yapıvermesini beklerken, düş görmektedir. Profesyonel ise işini kendisinin yapması gerektiğini bilir ve yapar. Amatör hikaye planına ayak diretirken, profesyonel gündelik işinin bir parçası olarak dikkatli bir hikaye planlaması yapar.

Plandan hareketle, diğer yazarlarca üretilmiş formül hikayelerin aynısı olacak bir formül hikayesi uyduracağınızı düşünmeyin. İskeletimiz muhtemelen birbirinin aynısıdır. Çünkü belirli işlevsel bir amaca hizmet için, kemiklerimizin her biri şu andaki biçimine doğru gelişme göstermiştir. İyi ve sağlam hikayelerin iskeletleri de birbirinden bireyce farklı değildir, çünkü belirli işlevsel bir amaç için, onların bütünleştirici ögeleri kendi içinde bulunur. Ne var ki, bu iskeletlere karakter, tema, arkalık, duygu , üslup ve kurmacanın diğer ögelerinden oluşan kas, kan ve etleri giydirdikten sonra, bizim hikayelerimiz kişiliklerimiz kadar farklı olacaktır.

Hikayenize getireceğiniz en önemli katkı, sizin bizatihi kendiniz, bütün tecrübeleriniz ve bu tecrübelere karşı tepkilerinizin toplamıdır. Tecrübe, sadece başınıza gelen şey değil; kendiniz gibi görürsünüz. Walter de la Mare bunu şu şekilde ifade eder:

Bu çok garip bir şey,

Olabildiğince garip.

Miss T.’nin yediği herşeyin

Miss T.’ye dönüşüvermesi.

Sizin tarafınızdan yeniden işleme sokulmuş olarak, planlamaya başlamadan önce, tecrübe zenginliğinizin toplamı, hikayenizin içerisine taşıdığınız şeylerdir. Hikayenizin temasını ve bütün birleştirici ögelerini belirleyecek olan malzemedir. Bu daha önce yüzlerce kez kullanılmış olan temel bir çatışmayla başladığınız zaman bile, hikayenizi başka hikayelerden farklı yapacaktır. Böyle temel çatışmalar, çoğunlukla en güçlü hikayeleri üretirler.

Bir çatışmayla ilişkin gruplar söz konusu olursa, üç tane olası temel kombinezon vardır:

  1. Doğaya karşı insan çatışması Tehdit olarak doğa harikulade dramatik malzeme sunar. Jack London, esas karakterinin zenginliğine ve dayanıklılığına meydan okuyan, denizde bir fırtınayı veya arktik atıkları nasıl kullanacağını iyi bilir. Ormanlar, vahşi hayvanlar, sis, fırtına, seller- karakterinizi bunların herhangi birine kuyuya iter gibi itin, amacına ulaşmak için kahramanca dövüşmek zorunda kalacaktır. Bir çok macera öyküsü, böyle çatışmalar etrafında yapılanır.
  2. Bir insanın karakterinin iki yönü arasındaki çatışma. Burada klasik örnek, tabii ki Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’dir. Daha başka birçokları vardır. Birkaç yıl öncesine kadar, bu tür dahili psikolojik mücadele özellikle edebi ve kaliteli hikayeler için kullanılıyordu. Fakat, birinci sınıf ve ikinci sınıf dergilerde, kişileştirme gittikçe önem kazanmaya başladı. Bugün herhangi bir türde hikaye, bu tip bir çatışmaya dayandırılmaktadır.
  3. İnsana karşı insan çatışması, Bu esrarengiz hikayelerde katile karşı bir dedektif, bir aşk hikayesinde bir sarışına karşı bir esmer. Batıda bir kovboya karşı bir kahya vs. olabilir. Oldukça özgün bir hikaye kurmak için taze bir bakışla bilinen bir çatışmayı kullanma pek mümkündür. Bu kategoriye ayrıca birden fazla insana karşı bir insan çatışması da dahildir. Örneğin, sizin esas kahramanınız bir takım suçluları, sabotajcıları, ortak bir çıkar için çalışan başka teşkilatlanmış grupları yenmek için yola çıkabilir. Kendilerine yakışır bir şekilde haklı olarak saldırgan grup öldürülürse, bu tür hikayeler oldukça dramatik olabilir.

Esas anlamda, iyi bir hikaye bir çatışmanın tarihidir. Öykü bu çatışmanın gerçekleştirilmesiyle başlar ve öykü devam ederken, hikayedeki en yüksek ilgi noktası, gerilim doruk noktasına ulaşana dek, çatışma büyür. Daha sonra, hikayeyi sona erdirmek için çatışma çözümlenir.

Esas karakterin bir şeye ulaşma arzusu, başlangıç ile bu arzusunu gerçekleştirme başarısı veya başarısızlığı, sonuç arasında, hikayede bir kesinti yapmanın uygun olacağı -çatışmanın bir doruğa ulaştığı – bir kaç noktanın bulunması gerekir. Her biri bir sonuncusundan daha hassas bir halde yukarı doğru tırmanan bir grafik ölçeği biçiminde, bu çatışma doruk noktası dizilerinin ortaya çıkması gerekir. Elbette ki, olaydaki en dramatik olan son çatışma doruk noktası (climax) çözümü hızlandır ve hikayeyi tatminkar bir sonuca götürür.

Veya başka bir deyişle; ne tür bir hikaye yazmak istediğinize karar verirsiniz. Başkahramanınızın ne tür bir insan olacağını belirlersiniz. Arkasından, bu karakterin ne istediğine karar verirsiniz. Eğer başkahraman yerinde çizilmişse, istediği şeyin okuyucuların da isteyebileceği bir şey olması gerekir. Şimdi bu önemli amacın gerçekleştirilmesine doğru, sizin karakteriniz bir adım atmaktadır. Yazar olarak, siz ne yaparsınız? Onu çekiçle döversiniz.

Esas karakter başka bir yön dener, – hatta daha da çok gayret eder – onu daha fazla çekiçlersiniz. Hatta daha ümitsiz bir gayret daha sarfeder. Bu sefer belki yumuşar ve başarmasına müsaade edersiniz. Belki. Sizin hikayenize bağlıdır. Akılda tutulması gereken şey, kahramanınızın önüne engeller yığmaya direnme göstermenize karşı dövüşmek zorunda olduğunuzdur. Şimdi karakterinizi ilk denemesinde başarılı etmeyi niçin istediğinizi anlamışsınızdır. Ne var ki, bir yazar olarak başarılı olmak isterseniz, esas karakterinizi hayal kırıklığına uğratmak amacıyla türlü yollar denemelisiniz.

Bir hikayede çatışma doruk noktalarının sayısı, hikayenin uzunluğuna ve türüne bağlıdır. Örnek, özellikle hikaye uzun değilse, öncelikle bir karakter hikayesi ise, edebi hikayenin bu kadar sıkı bir şekilde kurgulanması gerekmez. 3000 veya 4000 kelimelik kaliteli bir hikaye nadir durumlarda iki veya üç çatışma doruk noktası ile idare edebilir. Şayet 5000 veya 6000 kelimeyi aşarsa, ikiden ziyade üç çatışma doruk noktası olan daha güçlü bir hikaye olmalıdır. Diğer taraftan, altı bin kelimelik kalitesiz bir hikayenin, en azından, üç muhtemelen dört, veya hatta daha fazla çatışma doruk noktasına sahip olması gerekir.

Ortasını planlamazdan önce, hikayenizin sonunu bilmeniz gerekir, çünkü ancak bu şekilde hikayenizi mantıklı bir sonuca doğru istikrarlı olarak hareket ettirebilirsiniz. Ancak hu hikayenizin istikameti ve amaç birliği olacaktır.

İkisinden birisi nihai bir zafere ula değin, iki çatışan kuvvet birbiriyle mücadele edebilir. Asla uzlaşma olmaması gerekir, çünkü uzlaşma hikayenizi zayıflatır. En önemli amacına ulaşmada esas karakter başarılı olduğu zaman, ticari dergilerde yazılmış bir çok hikaye daha çok basılma şansına sahip olur.

“Mutlu son” lu hikayeler yazmak suretiyle, ilkelerinize yan çizdiğinizi düşünmeyiniz. Eğer tema ve çatışmanız geçerliyse, inandığınız ilkeleri doğrulamak suretiyle, zaten insanlığa yapıcı bir katkıda bulunuyorsunuz demektir.

Daktilonuzun örtüsünü kaldırmadan önce, bununla birlikte, aşk hikayesi mi, macera hikayesi mi, evlilik problemi hikayesi mi vs. olduğunu; ne tür bir hikaye üzerinde çalıştığınızı belirlemiş olmanız gerekir. Çatışmaya ilişkin taraflar konusunda, bir derece bu seçiminizi daraltacaktır. Arkasından şunu kendinize sorun: Hikayeniz, doğaya karşı insan, insana karşı insan, ya da kendisine karşı insan mı olacak?

Bu sorulara cevap verdikten sonra, belirli bir türde hayat süren (karakterleriniz belli şekil almaya başlayacaktır) ve hayatta rastlanmamış çatışma ve problemleri gerektiren belirli bir türde kadın ve erkek kahramanlarınız olacaktır.

Elbette, yazacağınız alanda çok sayıda dergi okumuş olmanız gerekir. Bu yüzden, bu özel alanda en başarılı hikayeleri meydana getirecek çatışmanın mahiyeti konusunda, oldukça berrak bir fikriniz olacaktır. Böylelikle, esas karakterinizin neye karşı koyduğu, neye ulaşmaya çabaladığı, hangi çelişkiye karşı mücadele ettiğine karar vermelisiniz. Daha sonra hikayenizin çekirdeğini bir cümleye indirgeyerek not etmelisiniz.

Örnek, bir aşk hikayesinde, özetiniz, “Bir adama aşık olan bir kız, bu adamı acımasız rakip kızdan kurtarmaya çalışır” olabilir. Esas karakterin acımasız bir rakibe sahip olması gerçeği, o kız hedefine ulaşmazdan önce, bir dizi çatışma doruk noktaları olması için zemin hazırlar. Vahşi Batı: “Daha fazla para kazanmak düşüncesiyle, bir çete reisinin adamlarının emniyetini gereksiz tehlikelere attığını fark eden, bir kovboy reise meydan okur.” Büyük miktarda para ve özellikle kendi gururunun tehlikede olduğu yerde, bir çete reisi kolayca geleneksel gücüne teslim olmaz. Aynı zamanda, bu yerleşik otoriteye meydan okumaya yetecek kadar cesur karakterli bir kovboy, bu prensip için sert bir şekilde mücadele verecektir. Bu şekilde, burada da mantıklı bir çatışma doruk noktasına doğru adım adım gelişme gösteren, güçlü bir hikaye kurmak için iyi bir fırsat vardır.

Çekirdek hikayenizde ana hatları belirlenmiş başlangıç durumu ile esas karakterinizin hedefine ulaşması arasında, yukarıda bahsedilen çatışma doruk noktalarının yer alması gerekecektir.

Bunları işledikten sonra, her çatışmanın doruk noktasını (climax ) göstererek, hikayenizin bir sayfalık özetini yazın.

Kendinizden emin olun ve içerisinde bir kaç aksiyonla beraber bu bir sayfalık özetlemeyi elinizde bulundurmadıkça, fiilen yazmaya başlamayınız. Nereye gideceğinizi bilmeden önce, yazmaya başlamanız halinde, hikayenizin rastgele doğru yolu takip edeceği konusunda ancak basit bir ihtimal olabilir. Bu güvenilecek bir şey değildir. Çoğunlukla teğet geçeceksiniz, bir müddet amaçsızca zikzaklar çizerek dolandıktan sonra, her şeyi birden yüzüstü bırakıp bir film izlemeye can atacaksınız. Hatta sıkıca sarılıp buna aldırış etmeden bir hikaye uydursanız bile, öyküyle ilgili birtakım yanlışlıklar olacak ve bunların neler olduğunu görmeye muktedir olamayacaksınız.

Özellikle yeni yazarlar için kelimeler kağıt üzerine dökülür dökülmez, etraflarını saran bir kutsallığa sahip oluverirler. “Bu çok güzel cümle,” der, kendi kendisine “bunu asla metinden çıkarmamalıyım.”

Şurada burada bir kusurdan şüphelense bile, -hangi anne sakat bir çocuğunu eli ayağı düzgün olan çocuğundan daha az sever? Çoğunlukla olan şey, hatta daha koruyucu olur.

Hayır, en emin yol, hikayenizin ilkin bir planını yapmak ve ancak nereye gittiğinizi tamı tamına bilince, hikayeyi kaleme almaktır.

Planlama, duygular için değil, akıl için gerekli bir iştir. Ancak aklınızla hikayenizi planlama konusunda ne kadar ciddi olursanız, hikayenizin yapısı o kadar daha iyi olacaktır.

Mutlaka bir yazarın hayatında, duygular hayati önemde bir rol oynar. Okuyucu tarafından güçlü bir şekilde hissedilmeden önce, bir hikayenin yazarı tarafından da güçlü bir şekilde hissedilmesi gerekli olur. Ne var ki, bir yazar duygularını iyi anlamalı ve onları öyle kontrol etmeli, ta ki onun ortaya koyduğu büyülü tesir kendi üzerinde değil, okuyucu üzerinde icra etsin.

Soğuk kanlı olarak yolculuğunuzu planlayınız – Yazdığınız kompozisyonun sıcağından duygularınızı koruyunuz. Bu şekilde, bir hikayeye sahip olabilirsiniz ve üstelik satabilirsiniz.

KAYNAK: Frank A. Dickson ve Sandra Smythe (Der.) Handbook of Short Story Writing. Cincinati Ohio: Writer’s Digest Books, 1970: 138-143 sayfalarında yayınlanan bu makale Hasan Çakır tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Öykü Sanatı kitabının(Çizgi Kitabevi, Konya Şubat 2000) 152-160 sayfaları arasında yayınlanmıştır. (Basım hataları yaraticiyazarlik.net editörlerince düzeltilmiştir)

Yaratıcı Yazarlık 82 Adet Yazı
Yaratıcı Yazarlık, esasında birçok kişinin kafasındaki yazar imajının kendisidir. Yani kurguladığı veya gerçeğe dayalı bir konuyu kurgulayarak roman, hikaye vb. edebi türde ifade etmen uğraşı.Yaratıcı yazarlar sıklıkla “tıkanma” veya “kısırlaşma” denilen dönemlere girerler. Yazarken zorluk yaşarlar. Bu zamanlarda onlara yol gösterecek teknikler, moral verecek alıntılar ve fikir verecek yerli veya yabancı yazarların deneyimleri bu sitede Türkçe olarak yer alacak.

Be the first to comment

Leave a Reply

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com