Oyun yazarı provalara katılmalı mıdır?

Ülkemizde çok yaygın bir gelenek olmasa da batıda oldukça yaygın bir gelenek olan yazarın provalara katılması ve yönetmenle işbirliği yapması oldukça eski bir gelenektir. Tabii eski olduğu kadar da tartışılan bir uygulama. Kimi yönetmenler bunu istemezken bazen de yönetmenin davetine rağmen yazarlar buna yanaşmazlar.

Goldsmith’s College’de “Oyun Yazma” dersi vermiş olan yazar Steve Gooch’un kendi deneyimlerini aktardığı ve Mitos Boyut Yayınları tarafından 1998’de Türkçeye kazandırılan Oyun Yazmak adı kitaptan bu konunun ele alındığı bölümü sunuyoruz:

Orada Olmak ya da Olmamak

Steve Gooch*

Prova süresi genellikle kısadır, bu nedenle de ortam gergindir, herkes üzerine düşeni bir an önce ve en iyi şekilde yapmak zorundadır. Ciddi oyuncular yaşam hakkında bir şeyler söylemek için bu uğraşı seçmiştir, bunu da bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalarla değil, hareketle, eylemle yaparlar. Yazarlar prova süresince bahtsız filozoflara benzer, sürekli açıklamalarda bulunurlar, dedikleri elbette doğrudur, ama o sırada pek işe yaramaz.

İyi yönetmen yazarın herkesin dinlemesi gereken genel açıklamalar yapacağı en uygun zamanı seçer. Yazarın yönetmenle çok iyi bir çalışma ilişkisi ve oyuncularla anlaşma yeteneği yoksa seçilen uygun zamanın da etkisi olamaz.

Faal bir rolü bulunmazsa, provalar yazar için sıkıcı olur. Çoğu yazar orada olmamayı yeğler. Oysa yönetmenin ya da oyuncuların bilgi almak isteyeceği birkaç dakika olabilir. Siz prova süresinin büyük bölümünde salon dışında bulunabilirsiniz. Verdiğiniz yanıt sanki uzaydan geliyormuşsunuz gibi olabilir. Ya yönetmen sizin ne demek istediğinizi yorumlayacak, ya da bu dil duvarını aşmak için siz çok vakit harcayacaksınız. En iyisi, canınız sıkılsa da provaları izleyip, can alıcı noktada uzaydan gelmiş adam durumuna düşmeyin.

Demek ki provalara katılmanız yararlıdır, her zaman gitmeseniz bile işe yarar. Arada yönetmenle yapacağınız söyleşiler ya da uzaktaysanız telefon görüşmesi size bağlantı sağlar. Gene söyleyeyim, bu, provalara karışmak anlamına gelmez. Provaya katılan kim olursa olsun, yargılamak için değil, yardım için oradadır. Koltukların arasında dolaşan sevimsiz biri değil, prova sürecine katkıda bulunan faal bir kişi olmalısınız.

Oyuncularla dostluk kurmakta yarar vardır. Dinlenme aralarında ya da bir meyhanede konuşursanız, karşılıklı güven ve anlayış sağlarsınız. Oyuna hazırlanmak coşkulu bir çalışmadır, çoğu kişi her fırsatta oyundan söz etmeye bayılır. Bunu yaparken yönetmenin söylediklerine ters düşmeyin. İnsanların aklını karıştırır, yönetmene karşı çıkmış olursunuz.

Eski moda ama ne yazık ki hâlâ uygulanan bir davranış da yazarın provayı terk etmesini istemektir, bu da geleneksel çalışma yöntemleriyle yazarın provayı terk etmesini istemektir. Bu da geleneksel çalışma yöntemleriyle yazarın varlığı arasında bağlantı kurmaktaki beceriksizlikten kaynaklanır. Bazen yazarlar, deneyimsizlikten ya da uykusuzluktan ötürü sorun çıkarabilir, ama gene de provalarda bulunmak ve oyun hakkında o yokken alınan kararları bilmek hakkına sahiptir. Yazar oyuna herkesten daha çok vakit vermiştir ve başkalarının bilmediği, göremediği çok şey ondan öğrenilebilir.

Bu ilişkilerde güçlükler, oyuncuyla ilgili güçlükler gibi giderilmelidir çünkü temsil başladığı vakit, oyunun kendisi de, oyuncular gibi, sahneye çıkmaktadır. Gerçekten de yazarın sürekli olarak çalışmalara katılmasına henüz alışılmamıştır, bu nedenle yazar ne zaman ayrılıp çekileceğini kendisi hissedebilmelidir. En iyisi yazar, başkaları onu uyarmadan, “bebeğini” teslim etme güvenini kazanmış olmalıdır.

Bu da, çekingen olmanız anlamına gelmez. Yapımın her bir aşamasında, hoşnutsuzluğunuzu dile getirmelisiniz. Ama kaygılarınıza aldığınız yanıt, sizi memnun etmese de, bekleyin, belki yanıt sizin hoşnutsuzluğunuzdan daha gerçekçidir.

En azından, bırakın insanlar sizin metninize girmenin bir yolunu bulsunlar. Siz, izniniz olmadan metinde bir virgülün bile değiştirmeyeceğiniz hakkına sahip olduğunuz gibi, yönetmen ve oyuncular da ellerinden geldiğince oyunu geliştirme hakkına sahiptir. Böylece oyuna kendi özgün görüşlerini ve enerjilerini katarlar, sonunda bunun zararı değil yararı olduğunu siz de görebilirsiniz. Tiyatrocular çok cömerttirler, ama yüreksiz bir yazar bu cömertliğin musluğunu açamaz.

*Oyun Yazmak  (Çev.: Filiz Ofluoğlu) Mitos Boyut Yayınları 1. Baskı, Aralık 1998 (s. 118-119)

About Yaratıcı Yazarlık 65 Articles
Yaratıcı Yazarlık, esasında birçok kişinin kafasındaki yazar imajının kendisidir. Yani kurguladığı veya gerçeğe dayalı bir konuyu kurgulayarak roman, hikaye vb. edebi türde ifade etmen uğraşı.Yaratıcı yazarlar sıklıkla “tıkanma” veya “kısırlaşma” denilen dönemlere girerler. Yazarken zorluk yaşarlar. Bu zamanlarda onlara yol gösterecek teknikler, moral verecek alıntılar ve fikir verecek yerli veya yabancı yazarların deneyimleri bu sitede Türkçe olarak yer alacak.

Be the first to comment

Leave a Reply

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com