Roman ve Yaşam

Roman ile öyküyü öteki anlatılardan ayıran özelliğe gelince, bunların olaylarla karşılaştırılarak doğrulanabilmelerine karşılık, roman ya da öykü yazarının bize anlattığının “denetlenemez” olması, “bunun sonucu olarak da bize söylediği şeyin kendisine gerçek görünüşü vermeye yetmesi gerek”mesidir. Ne var ki, romanın kendi kendine yeten bir bütün olması, yaşamdan kopması gerekmediği gibi, anlattıklarının denetlenemez olması da gerçeğin dışında kalmasını gerektirmez. Biz durmamacasına gerçeği düşselden ayırmaya, aralarına bir sınır çekmeye çalışsak bile, “daha dün gerçek saydığımızı, dedelerimizin ‘bilim’ini onlara gerçeğin ta kendisi gibi görüneni, bugün bir düş ürünü sayabildiğimize göre, çok bulanık, çok değişken bir sınırdır bu.” Durmamacasına gerileyen bu sınırın günün birinde bir yerde duramayacağını imgesel bir gerçeğin birbirinden kesinlikle ayrılacağını sanmak da boştur: “İmgeseli kapıdan kovarsanız, bacadan gelir.” Öte yandan imgesel ögeler, bir gereksinmin karşılığıdır, bir işlevi yerine getirir. İmgesel kişiler gerçeğin boşluklarını doldurur, bu boşluklar konusunda bize ışık tutarlar.” Kısacası, imgesel ögeler sakatlayıcı değil, bütünleyici etkenlerdir, gerçeği daha iyi yansıtmamızı sağlarlar: “Gerçek gerçeklikten söz edebilmek için imgelemin payını vermek, imgeselin gerçeğin içinde olduğunu anlamak, gerçeği imgeselin aracılığıyla görmek gerekir.”

Tahsin Yücel

Yazın ve Yaşam s. 14-15

Yol Yayınları, 1983

Yaratıcı Yazarlık 77 Adet Yazı
Yaratıcı Yazarlık, esasında birçok kişinin kafasındaki yazar imajının kendisidir. Yani kurguladığı veya gerçeğe dayalı bir konuyu kurgulayarak roman, hikaye vb. edebi türde ifade etmen uğraşı.Yaratıcı yazarlar sıklıkla “tıkanma” veya “kısırlaşma” denilen dönemlere girerler. Yazarken zorluk yaşarlar. Bu zamanlarda onlara yol gösterecek teknikler, moral verecek alıntılar ve fikir verecek yerli veya yabancı yazarların deneyimleri bu sitede Türkçe olarak yer alacak.

Be the first to comment

Leave a Reply

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com